Panik Bozuklukta İlaç Tedavisi
->
Panik bozukluk tedavisinde kullanılan dört grup ilaç vardır. Bunların hepsi etkilidir, ancak hepsinin komorbidite durumlarındaki etkinliği, yan etkileri açısından güvenilirliği ve tolere edilebilirliği de farklıdır. Genel olarak ilaç tedavisinin panik bozukluğu olan hastaların büyük çoğunluğunda etkili olduğu, ancak yineleme riskini en aza indirmek için tedaviye en az 12 ay sürdürülmesi gerektiği bildirilmektedir.
Seçici “serotonin gerialım inhibitörleri” (SSRI), özellikle depresyonu da olan ve özkıyım risk etmenleri taşıyan hastalarda etkinliği ve düşük yan etki profili ile ilk tercih edilecek ilaçlardır. Tedavinin ikinci haftasından başlayarak panik atakların sıklık ve şiddetinde azalma görülür. Bu gruptaki tüm ilaçların atak görülme sıklığı üzerinde %80 iyileştirici etki yaptığı belirtilmektedir. Agorafobisi olan ya da olmayan kadın ya da erkek hastalarda SSRI grubu ilaçların etkinliği gösterilmiştir. Halen yalnızca sertralin (Lustral, Serdep, Seralin) ve paroksetin (Seroxat) panik bozukluk tedavisinde kullanım için FDA (Food and Drug Administration; Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi) onayı almış durumdadır. Farmakokinetik özellikler hastadan hastaya değiştiğinden bir ajana yanıt vermeyen hastalarda aynı gruptan başka bir ajan denenebilir. Bulantı, diyare, uykusuzluk ve cinsel işlev bozukluğu gibi yan etkileri görülebilir. Başlangıçta titrasyon sırasında özellikle fluoksetin kullanımında ajitasyon oluşabilir.
Eğer tedavi etkili olmuş ve panik ataklar 12-18 ayın sonunda elimine edilmişse, daha sonraki 4-6 ay içinde doz azaltılmasına geçilebilir. Bununla birlikte süren belirtiler varsa, hastada komorbid psikiyatrik durumun belirtileri bulunuyorsa, geçirilmiş bir alevlenme öyküsü varsa, önemli bir stres ile karşılaşma söz konusuysa ya da alevlenme olacağı yolunda bir düşünce varsa, SSRI grubu ilaçlara devam edilebilir.
Son zamanlara kadar trisiklik antidepresanlar panik bozukluğunda ilk tercih edilen ilaçlardı. Bu grupta bulunan imipraminin (Tofranil) 50-300 mg/gün, nortriptilinin (Türkiye’de yok) 25-150 mg/gün ve desipramin (Türkiye’de yok) 25-300 mg/gün dozda etkinliği gösterilmiştir. Bunların en önemli dezavantajları ortostatik hipotansiyon ve direkt kardiyak etkileri nedeniyle yüksek dozlarda öldürücü aritmilere yol açma potansiyellerinin olmasıdır. Bunların göreceli olarak yavaş başlayan etkileri vardır ve doz titrasyonu sırasında başlangıçta anksiyeteyi daha da kötüleştirebilirler.
Monoamin oksidaz inhibitörleri (MAOI) panik bozukluğu tedavisinde yıllardır başarıyla kullanılmaktadır. Türkiye’de moklobemid (Aurorix) bulunmakta ve 300-600 mg/gün dozlarda önerilmektedir. Türkiye’de bulunmayan, ancak yurt dışında en çok kullanılan ajanlar fenelzin ve tranilsipromindir. Son yıllarda bu ajanların kullanımıyla birlikte daha güvenli ve etkili bir “ilk seçenek tedavi” uygulanması olanağı doğmuştur. MAOI kullanılırken hipertansif atakların oluşumunu önlemek için tirozin içermeyen diyete sıkı şekilde uyulması gerekir, ayrıca bunlar ciddi ilaç etkileşimlerine yol açabilir. Ortostatik hipotansiyon, uykusuzluk, kilo artışı ve cinsel fonksiyon bozukluğu gibi yan etkileri vardır. Fenelzin önerilen başlangıç dozu 15 mg tid olup yavaş yavaş doz artırılarak en düşük günlük toplam doz olan 60-90 mg’a çıkılabilir.
Panik bozukluğu tedavisinde benzodiazepinler de etkilidir, genellikle iyi tolere edilir ve etkisini hızlı gösterir. Bununla birlikte alkolle alındığında onun etkilerini potansiyalize etmeleri ve bağımlılık yapma potansiyelleri yüzünden tedavideki kullanımları, daha uygun başka bir ajan maksimum etkinlik düzeyine ulaşana kadar geçen sürede acil tedavi gerektiren akut olgularla sınırlı kalmaktadır. Hem alprazolam (Xanax) 0.25-0.50 mg tid’den başlayıp 10 mg/gün lük maksimum doza çıkana dek, hem de klonazepam (Rivotril) 0.25 mg bid’den başlayıp 4 mg/gün’ e ulaşan maksimum dozlarda panik bozukluğu tedavisi için kullanımda FDA onayı almıştır.
Benzodiazepinler sedasyon, koordinasyon güçlüğü ve hafızada zayıflamaya yol açabilir. Dozlar arasında rebaund anksiyete şeklinde kendini gösteren çekilme belirtileri oluşabilir. Genç erişkinlerde bu ilaçlar kısa etkili olabilirken, yaşlılarda etki süresi uzayabilir, bu açıdan dikkatli olmak gerekir.
Panik bozukluğu olan hastalar birinci basamakta izlenebilir ancak; ilk ya da ikinci seçenek ilaçlara yanıt vermeyen, aynı zamanda madde bağımlılığı olan ya da aktif özkıyım riski taşıyan hastalar uzmana sevk edilmelidir.
KAYNAK: http://www.ttb.org.tr/STED/sted0803/anksiyete.pdf
Popularity: 7% [?]
Bu Yazının Etiketleri »»»Anksiyete, Bulantı, cinsel işlev bozukluğu, diyare, Fluoksetin, hipertansif ataklar, kilo artış, komorbidite, Lustral, ortostatik hipotansiyon, Panik Bozukluk, paroksetin, sedasyon, Seralin, Serdep, Seroxat, sertralin, SSRI, trisiklik antidepresanlar, uykusuzluk, İlaç Tedavisi